Temmuz 24 2008
Anlatamadık…
Ne içinde bulunduğumuz durumu, ne de gelecek tutkumuzu… Kimseye anlatamamıştık. Oysa o kadar basit bir kuramdı ki bu… O kadar basit…
Sevda değildi bu. Sanki bir düştü. Halbu ki sürmedi hiçbir zaman sonsuza kadar. Süremeyecekti de. Üstelik bile bile aramıza girmişti kara duvarlar. Anlatamadık ki… Hemde hiçbir zaman.
Hep daha iyiyi istiyorduk. Her zaman. Madem günler geçiyordu , daha iyi olmalıydı gün sonu. Ama aslında daha kötü olmuştu… Oluyordu her gece. Her gece başka bir hüzünleniyorduk. Sabah erken kalkmalıydık örneğin, fakat hep öğlen kalkmıştık.
Baharı da geç yaşardık. Son bahar bizim baharımızdı aslında. Herşey istediğimiz gibiydi o mevsimde. Ne kar da ne de yağışta…Gözümüz yoktu.
Ama severdik… Güneşten daha fazla.
Bizim alkollerimiz de farklıydı. Hepsi şişede durduğu gibi dururdu. Yağmurda karda bekleyen sevdiğimiz olmamıştı ki hiçbir zaman. Hayatımıza giren kadınların hepsi bir noktada gitmişti. İlk yağışta üstelik. Ama içimizde hep bir umut, yağmurda beklemiştir, beklediyse diye bir düşünce…
Bizi bitiren bu düşünceler olmuştu aslında.
Onur Akın’ın dediği Son vapurda ayrıldı limandan… Bizim vapurumuz bile olmamıştı.İçimizde hiçbir şey susmamıştı halbuki. Ağlayan sesler olmamıştı bizden başka… Solan hiçbir yüz olmamıştı bizden başka…
Bir tek bizim yüreğimizde yangın çıkıp, hiçbir şehir yanmamıştı oysa.
Ne teknoloji ne de tıp bir çare bulamamıştı bize. Ne heves etmiştik saza. Bizim yarimiz de yağmur yürekli değil, yağmurumuz olmuştu.
Peki
Kime ne zararımız vardı ?
Anlatamadık ki…
ÜSTELİK HERKESİ KURTARMAK DA BİZE DÜŞTÜ İYİ Mİ ? YETER BU SORUMLULUK. DAR SOKAKLARDA, DAR İNSANLARLA YAN YANA YÜRÜEMEDİK BİZ. KİM GİDERSE GİTSİN ARTIK YARALAMAZ BİZİ.


